(NDS 90) Saadet Özen’in Dünya Kitap Dergisi’nin “Gastronomi” ödülünü alan bu kitabı çikolatanın geçmişinden bir sayfaya; Osmanlı döneminde başlayan, 1960’lara kadar uzanan yerli tarihine odaklanıyor. Çikolatanın nasıl geldiğini, tanıtıldığını ve algılandığını ele alıyor... Eskiden çikolata fabrikalarının yoğunlaştığı yerleri saran, bugün kaybolmuş olan kakao hamurunun yoğun, şekerli kokusunun eşliğinde.
(NDS 72)-Vivet Kanetti’nin son kitabı. O tatlı ama huysuz küçük kız, “olağan”daki absürdü gören, onu da ironiyle deşen bir genç kız şimdi. Hayat, ilişkiler, 80’ler, siyaset ve sanattan yansıyanlar, yine Huysuz’un diliyle, serinin bu ikinci romanında. Vivet Kanetti, elinden tutup 17’sine getirdiği Huysuz’la birlikte 80’lerde o evden bu eve, şu masadan bu masaya dolanıp Türkiye’yi dinlememizi sağlıyor.
Çikolata tutkunu eczacı (NDS 72) Prof. Dr. Afife Mat, iki yıllık bir araştırma sonucu kaleme aldığı kitabında çikolatanın Amazon ormanlarında tanrıların içeceği olarak adlandırılan kakao ile başlayıp günümüze ulaşan tarihçesini irdeliyor. Kakaodan çikolata üretimine günümüzden üç bin yıl önce Orta Amerika’da başlandığını, İspanyollar tarafından Avrupa’ya getirildiğini, Avrupa’nın çikolata yapım tekniğine katkılarını, tedavi edici gücünü, yerken nelere dikkat etmemiz gerektiğini, kurallara uyarsak her derdin ilacı olabileceğini vurguluyor. 
(NDS 70) Zeynep Atikkan aşırı sağın gelişimini ülke ülke incelediği bu kitabında, özellikle bu yıl yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sağladıkları oy artışından sonra bu partilerin artık marjinal ya da geçici vakalar olarak görülemeyeceğini, Avrupa alanı üzerinde doğrudan söz sahibi haline geldiklerini vurguluyor. Aşırı sağın bu yükselişi, kendi değerlerini başkalarıyla paylaşmak yerine, “Avrupa benim, ya benim gibi olacaksın, ya terk edeceksin” diyerek onları dışlayan güçlü bir zihniyet yarattı. Atikkan’ın kitabı son…
(NDS 70) Mine Kırıkkanat bu eserinde, kendini İslam ve Hıristiyanlık gibi iki büyük İbrahimî dinin heterodoks yorumlarına dayandıran iki büyük mücadeleyi karşılaştırmalı olarak inceliyor. Kitabın alt başlığı gerekli ipucunu da veriyor; “Kathar şövalyelerinden Şeyh Bedreddin yiğitlerine…” İlk baskısından 15 yıl sonra yeniden yayınlanan sosyolojik tarih araştırması niteliğindeki bu çalışma birçok bilimsel kitaba da referans kaynağı oluyor. Daha önemlisi, her satırında, baskı, bağnazlık ve sömürünün karşısında hangi biçimde olursa olsun dimdik…
(NDS 68) Liz Behmoaras’ın bu kitabı uzun yıllar Paris’te yaşadıktan sonra doğduğu kent olan Mardin’e dönen gazeteci ve yazar Efrem’in yeni bir hayat arayışına ve geçmişle barışmasına odaklanan sürükleyici bir roman. Romanın ana izleği bir geri dönüş öyküsünden oluşuyor. Mardin-İstanbul-Paris üçgeninde geçen zor aşkların öyküsü... Gitmek… Doğduğun şehirden ya da sevdiğinden gitmek… Bazen bir kaçış bazense kalamamaktır; ama her ikisi de bir yokluğun tarifidir.