NDS' liler

NDS' liler

Cumartesi, 14 Nisan 2012 06:06

(NDS 86) ŞEBNEM BURNAZ PROFESÖR OLDU

1986 yılında Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nden mezun olan Şebnem Kuruoğlu Bur-naz, 1990 yılında İTÜ İşletme Mühendisliği bölümünden lisans, 1992 yılında aynı bölümden yüksek lisans derecelerini almıştır. Daha sonra, Boğaziçi Üniversitesi’ nde İşletme Ana Bilim Dalı, Pazarlama Ana Dalında doktora yapmış, 2005 yılında İTÜ’ de doçent ünvanını almıştır.

29 Aralık 2011 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği bölümüne profesör olarak atanmıştır. Kendisi aynı zamanda İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktadır.

Marketing, E-Pazarlama, Retail Management, Pazarlama Araştırması, Uluslararası Pazarlama, Örgütler Arası Pazarlama, Pazarlama ve Teknoloji Etkileşiminde İleri Konular, vermiş olduğu dersler arasındadır.

Journal of Business Ethics, Journal of Product & Brand Management, Journal of Multi-Criteria Decision Analysis, Qualitative Marketing Research: An International Journal, çalışmalarının yayınlamış olduğu dergilerden bazılarıdır. Ayrıca ulusal ve uluslararası alanda bilimsel toplantılarda sunulmuş çok sayıda bildirisi bulunmaktadır.

Cumartesi, 14 Nisan 2012 05:59

"ANNE BAK NE ÇOK ÜNLÜ TANIYORUM"

Şalom Gazetesi yazarı (NDS 87) Aylin Yengin yıllardır yaptığı söyleşilerini bir kitapta derledi : “Anne Bak Ne Çok Ünlü Tanıyorum”

Dünyadan ve ülkemizden çok sayıda tanınmış sanatçı, gazeteci, müzisyen ve yazarla yapılmış söyleşiler oldukça farklı ve eğlenceli bir tasarımla okuyucuya sunuluyor. Kitap, Elif Şafak, Nermin Bezmen, Yasmin Levy, Yılmaz Özdil, Buket Uzuner, Cüneyt Özdemir, Ayşe Arman, Bekir Coşkun, Nuray Mert, Uğur Dündar, Fatih Altaylı, Ayhan Sicimoğlu, Bay J ve Geveze gibi oldukça ilginç isimleri bir araya getiriyor.

29 “ünlü”nün hayata bakış açıları, olaylara farklı yaklaşımları, özel yaşamları ve siyasi görüşleri, yazarın röportaj öncesi kendi duygularını yansıtan kısa giriş yazıları ile mükemmel bir biçimde harmanlanmış. Ayşe Arman’ ın önsözü ve Cüneyt Ülsever’ in kapak yazısıyla Gözlem Yayınları’ndan piyasaya çıkan kitap, 2008-2011 yılları arası Türkiye’ye ve dünyaya genel bakışı farklı kültürel açılardan sunan hoş bir arşiv.

1968 Notre Dame de Sion mezunu olan Liz Behmoaras, yıllarca, başta AFA Yayınevi olmak üzere, çeşitli yayınevlerinde danışman ve edebi eser çevirmeni, çeşitli yerli ve yabancı kuruluşlarda serbest gazeteci olarak çalıştı. Yayımlanmış yedi eseri var: “Türkiye’de Aydınların Gözüyle Yahudiler” (Röportaj-Gözlem Yayın A.Ş., 1992), “Kimsin Jak Samanon?”(Anı-Sel Yayınları, 1997), “Yüzyıl Sonu Tanıklıkları” (Röportaj-Sel Yayınları, 1998), “Mazhar Osman-Kapalı Kutu-daki Fırtına” (Biyografik çalışma-Remzi Kitabevi, 2001), “Bir Kimlik Arayışı Hikayesi” (Biyografik çalışma-Remzi Kitabevi 2005), “Suat Derviş, Efsane Bir Kadın ve Dönemi” (Biyografik çalışma-Remzi Kitabevi, 2008) “Sevmenin Zamanı” (Roman- Doğan Egmont 2011)

Yazarın “Sevmenin Zamanı” isimli son kitabı 1940’ların ilk yarısında, ikisi de İstanbul Tıp Fakültesinde öğrenci, biri Müslüman, diğeri Yahudi iki gencin, herkese ve her şeye inat filizlenen imkânsız aşkını anlatır. Kızın ailesi Odessa’dan göç etmiştir. Erkeğinki ise Balkanlardan…  Zoraki göçlerin İstanbul’da buluşturduğu iki ailenin dramına eşlik eden bu büyük sevgi nice sınavlardan geçmek zorundadır. Bağnazlık ve ırkçılığın yol açtığı yıkımlara ve her şeye rağmen mutluluğu “inşa etme” gayretlerine dair bu romanın arka planını tüm siyasi çalkantıları ve yer altı örgütleriyle, İkinci Dünya Savaşı yıllarının İstanbul’ u oluşturur.

Çok sayıda büyük edebiyat eserinde imzasını gördüğümüz Nesrin Altınova 10 Kasım 2011 de hayata veda etti.

İlkokulu Jeanne-d’Arc Fransız Okulunda, ortaokul ve liseyi de Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’ nde tamamladıktan sonra 1941-43 yıllarında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ nde fizik öğrenimi gördü. 1943 yılında evlenerek ayrıldığı yüksek öğrenimini bu kez de 1963-68 yıllarında yine İstanbul Üniversitesi Fransız Filolojisi’ nde sürdürdü. 1968’ de profesörlerinin de yönlendirmesiyle, Victor Hugo’ nun “Sefiller” adlı eseriyle çevirmenliğe başladı ve 2004 yılında Dostoyevski’ den çevirdiği “Ezeli Koca” romanıyla çevirmenliği noktaladı. Bu uzun soluklu süreçte Fransız ve Rus edebiyatının temel direkleri sayılan elliye yakın kitap çevirdi. Ayrıca, 1968-70 yıllarında Meydan Larousse’ da da çevirmen olarak görev aldı.

Nesrin Altınova, 36 yıllık çevirmenliği sırasında Fransız kültürüne yaptığı katkılarından dolayı 1993 yılında Fransız Milli Eğitim Bakanlığı “Chevalier dans l’Ordre des Palmes Académiques” nişanı ve Fransız Kültür Bakanlığı “Chevalier de l’Ordre des Arts et Lettres” nişanını ilk alan mezunumuzdur.

Bilge Alkor bugün Türk resim sanatının modern sanatçıları arasında. Bugünlere nasıl geldiniz? Resimle nasıl tanıştığınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

B.A: Çocukluğumda en sevdiğim oyunlar, babamın kütüphanesinde bulduğum resim kitaplarının içindeki resimlere, ya da halıların motiflerine öyküler uydurmak veya duvarda asılı resimlerin içine girmeye çalışmaktı. Çözemediğim bir “giz”in taşıyıcılarıydılar. Bu gize varmanın yolunun sanat olduğunu kavramam ise orta okuldan liseye geçtiğim yaz ailecek çıktığımız Avrupa gezisinde Floransa’ da gördüklerim oldu. Derinden sarsılmıştım. Artık sanat benim yazgımdı, ödevimdi.

Resimlerin yanısıra oldukça başarılı gravürleriniz de mevcut. Sizin için resmi gravürden ayıran nedir?

B.A: Gravür tekniğini Roma Akademisinde öğrendim. Daha önce sözünü ettiğim Floransa serüvenimden sonra Dame de Sion’ un ağır “müfredat” ına karşın nasılsa vakit bulup Aliye Berger’ in çıraklığını yapmıştım. O zaman kapıldım bu tekniğin büyüsüne. Gravürü çekici kılan sanatla işçiliğin birarada oluşu. Metal levhanın direncini yenmek bir başkaldırı gibi. Rembrandt ve Goya’nın gravürlerini daha iyi okumak için bile bu tekniği öğrenmek gerekir diye düşünüyorum.

Notre Dame de Sion, sanatçıya önem veren bir kurum. Lise yıllarında sizi destekleyen öğretmenleriniz ve arkadaşlarınız oldu mu? Onlardan ne yönde etkilendiniz?

B.A: Mère Dilecta  8. sınıfta öğretmenimizdi. O yılın 20 Ocak kutlamaları nedeniyle bizden sınıfın süslenmesine katkıda bulunmamızı istedi. Elimde Delacroix’ dan çini mürekkebiyle yaptığım bir kopya ve yağlı boya bir manzarayı gördüğü zaman şaşkınlığı ve hayranlığı beni çok sevindirmişti. “Bilge, bunlar süs değil yapıt” dedi ve Delacroix kopyam koridora, yağlı-boya tablom da sınıfın duvarına asıldı. Resmim o sınıfta ben Liseyi bitirinceye kadar kalmıştı. Bir küçük üne sahip olmuş olmalıyım. O yıldan sonra her yeni sınıfımda 20 Ocak’da karatahtaya resim yapmak benim ödevim oldu. Büyük bir coşku ve gururla bu ödevi yerine getirirdim. Öbür sınıflardan da beni çalışırken seyretmeye gelirlerdi. Sanırım kendime güven duygum o yıllarda oluştu.

Liseyi bitirirken Diploma Töreninde psikoloji öğretmenimden çok özel bir armağan aldım. Armağan, olağanüstü güzel bir sanat tarihi kitabıydı. Başına Bilge Narmanlı’ nın sanatta yapacaklarının inancını belirten birkaç satır eklenmişti. Notre Dame de Sion’ dan böyle ayrıldım. Artık sanat akademilerinin yolu açılmıştı.

Çalışmalarınıza yön veren başka sanatçılar ve akımlar da oldu mu?

B.A: İtalya’ da yaşadığım yıllarda özellikle erken Rönesans ve Rönesans’ ı, Almanya’ da yaşadığım yıllarda ise Mavi Atlı Grubu, özellikle Kandinsky ve Klee’ nin hem yapıtları hem de sanat öğretilerini içeren kitapları inceledim. Bunlar belki mihenk taşları... Oysa mağara resimlerinden, Afrika masklarından bugüne kadar gerçekleşmiş bütün sanat yapıtlarının etkisi işimde zaman zaman ortaya çıkıyor.

Türk Modern Resim Sanatının gelişimini nasıl buluyorsunuz?

B.A: Çok olumlu. Sayısız sanatçımız Uluslararası Platform’ da kendilerini kanıtladılar. Ayrıca önünde birkaç saat kalabilmek için büyük özverilerde bulunduğumuz yapıtlar şimdi yetkin sergi düzenlemeleriyle ülkemizde.

Resme ilgi duyan genç mezunlarımıza önerileriniz nelerdir?

B.A: Sanata ilgi duyan her kişi kendisinin ama sadece kendisinin olan o özel yolu bulmalı. Üç değişik ülkenin sanat  akademilerinde okudum. Gene de sanatı orada öğrenmedim. Müzeler, sanat üzerine düşünmüş yazarlar, edebiyat ve felsefe aradığım yolu biçimlendirdiler. Bugün yapılan sanat daha çok buluş içeriyor. Sanat felsefesi sanırım ilk denenecek yol.

Son projeleriniz üstüne bir şey söylemek ister misiniz?

B.A: Almanya’ dan Türkiye’ ye döndükten sonra “Sanatlar Arası Etkileşimin” ürünü olan dört uzun soluklu proje gerçekleştirdim. Shakespeare’ nin “Bir Yaz Gecesi Düşü” ve “Fırtına”, Schubert’ in “Kış Yolculuğu” ve Mozart’ ın “Sihirli Flüt” operası. En son sergim Dürer’ in  Melencolia gravüründen kalkarak “Meleklerin ve Şeytanların Aynası” oldu. Şimdi yine 44A Galerisinde Mart ayında, bu defa kurgusunu üstlendiğim ”Düğün” temalı sergimiz olacak. Çok beğendiğim sanatçı arkadaşlarımızla birlikte düğün temasına değişik açılardan yaklaşıyoruz. Aramızda daha genç kuşaktan NDS mezunu Zeynep Bozbağ Sönmez de bulunuyor. Kendisi bu sergiye ABD’ den gelerek duvağı simgeleyen metal bir yerleştirme ile katılıyor.

14 Mart’ ta Sergimizin açılış akşamına tüm  NDS’li dostlarımızı da bekleriz.

(NDS 56) BİLGE ALKOR

1956 da N.D.S.’den mezun olduktan sonra sanat eğitimine aynı yıl İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ nde başlayan sanatçı, 1971 yılına kadar Münih, İstanbul, Roma Güzel Sanatlar Akademi’ lerine devam etmiş daha sonra 1989’ a kadar Roma ve Lüneburg’ da yaşamıştır. 1989’ dan bu yana çalışmalarına İstanbul’ da devam etmektedir.

Kişisel Sergiler

1964-2007 yılları arasında Türk Alman Kültür Merkezi (İstanbul), Doğuş Galeri (Ankara), Galleria Due Mondi (Roma), Maçka Sanat Galerisi (İstanbul), Galleria Ciovasso (Milano), Galerie Kulturforum (Almanya), Urart Sanat Galerisi (Ankara), İş Sanat Kültür Merkezi, Kibele Sanat Merkezi (İstanbul) gibi çeşitli sanat galerilerinde kişisel sergiler açmıştır.

Seçilmiş Karma Sergiler

1977-2007 yılları arasında Galleria Due Mondi (Roma), Maçka Sanat Galerisi (İstanbul), X.Quadriennale di Roma (Roma), 28.Resim, Heykel ve Baskı Sergisi (İtalya), İkincilik Ödülü, “Atatürk’ ün Doğumunun 100. Yıl Kutlamaları” Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Galleria La Persiana (Palermo), İGEDO-Messe (Düsseldorf), “Çağdaş Kadın Sanatçılar” Arkeo-loji Müzesi (İstanbul), Sharjah Bienali (Birleşik Arap Emirlikleri), Başarı Ödülü, Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi (İstanbul), EMAAR İnternational Art Symposium (Dubai), “Contemporary” İstanbul Sanat Fuarı, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı (İstanbul) gibi yurt içi ve yurt dışında çeşitli karma sergilere katılmış ve ödüller almıştır.

Hazırlayan: (NDS 80) Ayfer Kalafatoğlu

AB Bakanlığı’nın bursuyla Varşova “College of Europe" ta master yapan (NDS 04) Pınar Elman, öğrenci temsilcisi seçildi. Bu yolla ilk defa bir Türk öğrenci AB’ye doğrudan bağlı bu okulda temsilci seçilmiş oldu.

Boğaziçi Üniversitesi’nde Fransızca okutmanı, Konservatuvar çello bölümü mezunu (NDS 95) Pınar Maytalman, korist olarak görev aldığı “Koral İstanbul” topluluğu ile pek çok tarihi mekanda konserler veriyor.

Yapı Kredi Sigorta ve Akbank Bankasürans’ta üst düzey yönetici olarak çalışmış olan (NDS 90) Serap Esma Ağca Zurich Sigorta’nın Bankasürans Yöneticiliği görevine atandı.

Conrad, Mövenpick, Ramada gibi otel zincirlerinde üst düzey yönetici olarak görev yapmış olan (NDS 84) Derya Tanboğa, “Crowne Plaza İstanbul Asia”nın satış ve pazarlama direktörü oldu.

(NDS 01) Emi Varon Eskinazi’nin kitabı “Çikolatalı Krep ve Demleme Çay” Goa Yayınlarından çıktı. Samimi bir dille yazılmış olan roman, on sekiz yaşındaki Ceylan’ın hayata bakışını otuzuna yaklaşmış Jennifer’ inkiyle harmanlayıp tutkulu bir gençlik aşkının yıllara yenilip yenilmediğinin yanıtını arıyor.