NDS' liler

NDS' liler

Cuma, 20 Nisan 2012 00:00

ASİLVA ESERLERİ İLE İSTANBUL’DA

 

Eserleri bugüne dek birçok ülkede sergilenen mezunlarımızdan ressam ve heykeltıraş Asilva’nın (Silva Müjdever Girardier) İstanbul’daki ilk resim sergisi 5-20 Nisan 2012 tarihleri arasında Teşvikiye’deki ESPAS San’at Galerisinde sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Dünyaca tanınmış sanatçı kimliğiyle ve mesleğiyle ilgili olarak Türkiye’ye ilk defa gelen Asilva Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nden sonra, Istanbul Güzel Sanatlar Akademisi Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinden mezun olmuş, Paris 1 Sorbonne Üniversitesi’nden Plastik Sanatlar Yüksek lisans ve DEA derecesini almıştır.

Figüratif resimle  soyut resmi birleştiren eserlerin yaratıcısı, hayatını sanata adayan, çalışmalarını yıllardır Paris’te sürdüren Asilva’nın yapıtları Fransa ve dünyadaki çeşitli müze ve galerilerde sergileniyor.

Cuma, 15 Haziran 2012 00:00

(NDS 94) RUKEN ASLAN’IN SERGİSİ

 

(NDS 94) Ruken Aslan ve Victoria Rance’in Medusa Hikayeleri isimli sergisi 10 Mayıs-15 Haziran 2012 tarihleri arasında Chalabi Art Gallery’de gerçekleşti.

1816’da Moritanya açıklarında Arguin kayalıklarına çarpan Fransız fırkateyni Medusa’nın denize dökülen ve geminin parçalanmış tahtalarının üzerinde kurtarılmayı bekleyen insanların acı hikayesini figüratif anlayışta yaptığı resimlerle anlatan Aslan, sergide Medusa’yı yaşam ve ölüm ikilemi içerisinde irdelemektedir.

1999 Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü Lisans, 2002 Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümü Yüksek Lisans derecelerini alan mezunumuz 2009-2011 yılları arasında Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Yardımcı Doçent olarak görev yapmıştır.

2009 yılı 3.Ege Art Sanat Fuarı Genç Sanat Resim Yarışması Birincilik Ödülü bulunan sanatçı birçok karma sergi ve müzayedelere katılmıştır.

 

Türkiye’de konferans çevirmenliği uygulamalarının başlamasından bu yana üç dilde simültane çeviri çalışmalarını aksatmadan yürüten Suna Erler, aynı zamanda alanının başarılı ilk’lerinden biri olma özelliğine de sahiptir.

Lisemizin ilk mezunlarından (Kadıköy NDS), Prix d’Excellence ödüllü annesi Lamia Halis’in de katkılarıyla Erler, hazırlık sınıfı okumadan NDS`ye yazılmıştır. Okul bitince Almanca’yı çok sevdiğinden Almanya’ya giderek Moda Akademisi’ne devam etmiş ve orada dört yıl kalmıştır.

70’li yılların başlarından itibaren konferans çevirmeni taleplerinin yoğunlaşması ile mütercim-tercümanlık alanına yönelmiş ve gazete ilanıyla açılan kurslara katılmış olan mezunumuz, 1973 yılında İngilizce, Almanca, Fransızca gibi geçerli üç dilde birden simültane çevirmen olarak faaliyet göstermeye başlamıştır.

Mezunumuz, o zamandan beri çalışmalarına aralıksız olarak devam etmektedir.

LY: Sayın Hocam, öncelikle bize zaman ayırıp görüşmemizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Bize kendinizi tanıtabilir misiniz?

NU: Arayıp sorup böyle bir mülakat için gelmeniz beni çok memnun etti.
Hayatım boyunca hep Atatürk İlke ve Devrimleri Derneği,Türk Hukukçu Kadınlar Derneği,Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Soroptimistler Derneği’ne çağırıldım, toplantılara iştirak ettim ve konuşmalar yaptım. Bu bakımdan içten gelen duygularla bu şekilde beni aramanız ve mülakata layık görmenize çok memnun oldum sevgili Lena’cığım.

30 Haziran 1924’de İstanbul, Şehzadebaşı’nda doğdum. Annem de İstanbul doğumlu, babam Atatürk’ün ordu kumandanlarındandı. İlk çocukluk yıllarım annem, babam, teyzem ve rahmetli ağabeyim Orhan Erdener ile geçti. Kınalıada’ya çocukluk yaşlarında geldim. Teyzemin kızı Ayşe Hümeyra ile yüzmeye giderdik; zamanla yüzme şampiyonu oldum.Yüzmeyi, ada turu yapmayı çok severdim. Ailem buraya Heybeliada’dan gelmiş, o zamanlar ada çok güzelmiş.

Babamın görevi nedeniyle ilkokulu Ankara Yenişehir’de okudum. Daha sonra beni bir Fransız okuluna verdiler bir yıl ihsari okudum, sonra Notre Dame De Sion’a geldim. Dört yıl orta okul, üç yıl lise okudum ve 1944 yılında mezun oldum. Fransızca, İngilizce ve Latince öğrendim. Mezun olduktan sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ne girdim. Orada dört yıl okudum. Fakülte bittikten sonra hocalarım beni bırakmadı ve Hukuk’ta Yüksek Lisans ve Doktora yaptım daha sonra bir yıl Sirkeci’de avukat Hamdi Haluk Bey’in yazıhanesinde avukatlık stajı yaptım ve o belgeyi de aldım.1991 yılına kadar beni fakülteden bırakmadılar, Yüksek Lisans ve Doktora dersleri vermeye devam ettim.

LY: Notre Dame De Sion’dan sonra neden hukuğa yöneldiniz?

NU: Çok değişik içten gelen hisler vardır. Ankara’da oturduğumuz evin yakınında Hukuk Fakültesi vardı.
Ondan dolayı hukuğa yöneldim. Hukuk Fakültesi’nde çok değerli hocalarım vardı. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu bunlardan biriydi. Onlardan anılar kaldı. Onların verdiği destekle bu fakültede yürüdüm ve öğrenci yetiştirme hissi galip geldi. Ayrıca anneciğim hep destek oldu. İçimden gelen bu hisle bugünkü hocaları hep teşvik ettim, onlara güç verdim. Bu nedenle fakültedeki saygı ve sevgiyi bugün dahi görmekteyim. Her vesile ile hep arayıp sorarlar.

Daha evlenmeden çok seyahat ettim; Amerika’ya gittim, Columbia Law School’da doktora yaptım, Londra’ya gidip geldim. Rahmetli ağabeyim elektrik mühedisiydi ve Almanya’da okumuştu. Bende Almanca öğrenmeye karşı büyük bir istek vardı ve Almanya’da kurslara katıldım, İstanbul’a döndükten sonra da Almanca öğrenmeye devam ettim. İngilizce, Fransızca, Almanca ve iş için öğrendiğim Latince’den dolayı çok saygı gördüm, yaşlandım ve bugünlere geldim.

LY: “Hukukçular genellikle kurallara bağlı insanlardır. Kuralcı olmayı severler” derler. Peki siz, NDS’deki tahsiliniz boyunca nasıl bir öğrenciydiniz?

NU: Notre Dame De Sion’da okurken, biraz muzip bir öğrenciydim, fazla ağırbaşlı hareket etmezdim, ama herkese sevgi ve saygım sonsuzdu. Hep birinci değil ikinci olurdum. Felsefeye meylim vardı, matematikçi de olabilirdim ama ben felsefeyi seçtim.

LY: Sayın Hocam, bugün Hukuk alanında araştırma yapan herkesin önüne çıkan bir isimsiniz. Türkiye’de hukuk sisteminin en çok tartışıldığı şu dönemlerde, sizin gibi Uluslararası Özel Hukuk alanında yasanın yürürlüğe girmesini sağlayan bir hukuçu bu konuda ne düşünüyor? Nedir bizi uluslararası platformda hukuki olarak zorlayan etkenler?

NU: Uluslararası Hukuk (özel ve kamu hukuku) siyaset bakımından çok önemli. Atatürk İlke ve Devrimleri’ni yaşatmak benim birinci ilkemdi. Atatürk’ün başlattığı ilkeler için bugün dahi birtakım temaslar gerek.

Türkiye artık bütün dünya çapında yasama dönemine girdi.Yurtdışına gittiğimde Amerika, Londra, İspanya ve Güney Amerika’da toplantılara katıldım. Buralarda Uluslararası Hukuk’un bilinmesi, oradaki temaslarınızda söylemlerinize destek oluyor. Uluslararası Hukuk’u bilmek lazım. Oralardaki bilgileri, felsefeleri, düzeni bilmek lazım. Yalnız kendi hukukunuza bağlı kalırsanız bilgilenmeniz geri kalıyor, sınır-lı bir hukuk çevresinde kalıyorsunuz. Ama geniş bilgi haznesiyle giderseniz rahat konuşuyor ve onların sorularını rahatlıkla cevaplandırıyorsunuz. Bu da bana çok yardımcı oldu.

Bütün hayatımda, üniversitemde ve de kürsümde “ben hep öndeyim” hissini yaşamadım ve çevremdekilere de böyle bir his yaşatmadım. Çevremdekilerin ve sizlerin yaşam düzeninizin yükselmesini diledim ve dilerim.

LY: Sayın Hocam, bize ödüllerinizden bahsedebilir misiniz?

NU: İlkokulda ve Notre Dame De Sion’da çeşitli başarı ödülleri aldım ama hiç usluluk ödülü almadım. Bu ödüller İstanbul’daki evimde. Gelirseniz görebilirsiniz.

LY: Lise yıllarınızda unutamadığınız anılarınız var mı?

NU: Notre Dame De Sion’da, bir gün sınıfta kürsüde Père Gauthier adlı  hocamızın  taklidini yapıyordum aniden Mère Solangia sınıfa gelince şaşırdım, rezil oldum ve disiplin cezası aldım.

LY: Sosyal sorumluluk kapsamında da gönüllülük çalışmalarının öncüsü olan bir isimsiniz. Gerek Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bünyesinde, gerek Hukukçu Kadınlar Derneği’nde, gerek İstanbul Soroptimistler Derneği’nde ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nde sizi gönüllü ola-rak çalışmalar yapmaya iten neydi? Bir gönüllü nasıl bir bilinçle hareket etmeli?

NU: Beni devamlı olarak derneklerden, Soroptimist Derneği’nden çağırıp konuşma yapmamı, gençlere feyz vermemi isterler. Derneklerde burs vermek, çocukların başarılı olduğunu görmek, başarılı evlatlar yetiştirmek benim öncelikli görevlerimdendir.

Her 10 Kasımda, Şişli’de Atatürk’ün evinin önünde düzenlenen toplantıya muhakkak katılırım ve orada bulunan kişiler her zaman benden bir konuşma yapmamı isterler.

LY: Sizin gibi, alanlarında uzmanlaşmak isteyen genç hukukçularımıza  önerileriniz nelerdir?

NU: Hiç kimseye telkinde bulunmam. Herkes kendi bilgileri ve gidişatı doğrultusunda karar vermeli, kendi bilgi birikimiyle kendi yolunu belirlemelidir.

LY: Sayın Hocam, bizi evinize kabul ettiğiniz ve değerli vaktinizi ayırdığınız için bir kez daha, size saygılarımızı sunar, teşekkür ederiz.

NU:Ömrümün son döneminde yapmış olduğunuz bu söyleşi beni çok memnun etti.

(NDS 44) PROF. DR. NİHAL ERDENER ULUOCAK

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Hukuk’u öğretim üyesi Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak emekli olduğu 1991 yılına kadar pek çok öğrenci yetiştirmiş, yüksek lisans ve doktora dersleri vermiş, Hollanda Lahey Akademisi’nde, ABD’de Columbia Hukuk fakültesinde de görev yapmıştır.

1975’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Hukuku Enstitüsü Müdürlüğü döneminde “Uluslararası Özel Hukuk İlişkileri” konusunda ilk pozitif yasanın çıkarılmasını sağlayan Uluocak, Türk Hukukçu Kadınlar, İstanbul Soroptimistleri Derneği, Türk Üniversiteli Kadınlar gibi bir çok sivil toplum örgütünün kurucuları arasındadır.

Mezunumuzun Kadın Araştırmaları Derneği ödülü, İKKB’den Aydınlanmanın Kadınları ödülleri gibi pek çok ödülü vardır.

 24 Kasım Cumartesi günü sabah, hep beraber Sabancı Müzesi'nde sergilenen Monet'nin değerli eserlerini görmeye gittik.

Ardından beraberce Yeniköy'de bulunan balık lokantasında öğle yemeğimizi yedik.

Pazartesi, 15 Ekim 2012 19:51

DÜNYA SAHNELERİNDE GENÇ YETENEKLER

Sevgili NDS` liler,
12 Kasım Pazartesi 20:00` da, "Caddebostan Kültür Merkezi" nde, NDS sıralarını paylastığımız, dünyaca ünlü Güher-Süher Pekinel kardeşlerle beraber olduk ve aşağıda anlattıkları projelerine destek olduk...

Değerli ve çok sevgili NDS' liler,
Geçen sene, "Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler" adı altında, Cemal Reşit Rey Konser Salonu' nda genç müzisyenlerle gerçekleştirdiğimiz konsere
gösterdiğiniz destek, bize çok büyük bir moral kaynağı olmuştu.

İki senedir devam etmekte olan bu projede gençlerin şimdiye kadar almış olduğu beş birinciliğe ilaveten, iki hafta evvel, 16 yaşındaki bursiyerimiz
Veriko Tchumburidze, İsviçre' deki 7. Uluslararası Genç Müzisyenler Tchaikovsky Yarışması' nda jürinin ortak kararıyla en yüksek puanı alarak
birinciliği elde etti. Bu, gerçekten de, iki sene sonunda gelmiş olduğumuz en güzel sonuçlardan biri.

Bu sonuçlar doğrultusunda, Borusan Filarmonik Orkestra' sının desteğiyle, 12 Kasım 2012 tarihinde Caddebostan Kültür Merkezi' nde, ödüllü gençlerle bir
konser gerçekleştireceğiz.

Sizi, bir kez daha aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız.

En iyi dileklerimizle,

Güher Pekinel

Cumartesi, 06 Ekim 2012 00:00

İNAN KIRAÇ ÇİFTLİĞİ' Nİ GEZDİK

6 Ekim 2012 Cumartesi günü yine kalabalık ve neşeli NDS grubu olarak sadece Koç, Kıraç aileleri ve yakınlarının görme ayrıcalığına sahip olduğu “İnan Kıraç Çiftligi” ni adeta büyülenerek gezdik. Aile yakınları bizleri incelikli zerafet ve nezaketleriyle karşılayıp, eşsiz bir rehberlikle yaklaşık 50 hektar olan Çiftliğin ana duraklarını gezdirdiler.

Ailenin sağ kolu olan botanik mühendisi Muhlis Kılıçoğlu, arboretuma dönüşmüş, içerisinde 2.000-2.500 bitki türü ve eşsiz ağaçlar bulunan Çiftliği bizlere tanıttı: hayatımızda belki hiç göremeyecegimiz bir ağaç türü olan nesli tükenen Portekiz menşeli Mantar Meşesi, birçoğumuzun sadece ansiklopedilerde ismini okuduğu Sığla ağacı (günlük bitkisi elde edilen), Hünnap ağaçları, Akağaçlar, Meşeler, Selviler….

Çiftliğin içerisindeki havuzlarda salınarak yüzen kuğular ve ördekler de bu geziyi görsel bir şölene dönüştürdüler.

Artvin Borçka’dan gelen ve su enerjisiyle çalışan bir un değirmeni ile Karadeniz’lilerin yakından tanıdığı meşhur “mısırı kuruttun mu ambarda unuttun mu” türküsüyle hepimizin kulaklarına aşina hakiki bir “serender”i yakından gördük. Grup fotoğraflarımızı işte bu eşsiz serenderin gölgesinde çektirmeyi tabii ki ihmal etmedik.

NDS ailesi olarak İnan Kıraç Çiftliğinden ayrılırken bu güzellikleri göremeyen arkadaşlarımız için ister istemez bir burukluk hissettik.

İkinci durağımız Şile, Ulupelitli Köyü’nde, doğanın saklı bir cenneti olarak konumlanmış sakin, sevimli bir konaklama tesisi olan ve çok özel mönüleri ile hizmet veren Lavanda Butik Otel ve Restoran oldu. Doğanın yeşilliğiyle bezenmiş bahçelerinde kalabalık grubumuza çok özel, itinalı hazırlanmış sofralarda muhteşem lezzetli bir öğle yemeği keyfi yaşattılar.

Bu özel gezi için emek sarfederek şehrin içinde bizlere günü birlik tatil keyfi yaşatan NDS’liler Derneği Yönetim Kurulu üyelerine sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

(NDS 94) Nilay Kirmanlı

Salı, 25 Eylül 2012 16:01

"TASVİRLERİ ATLIYORUM" REYSİ KAMHİ

 

Reysi Kamhi ikinci kişisel sergisi ‘Tasvirleri Atlıyorum’ ile Pg Art Gallery’de izleyicilerle buluşuyor.

Sanatçı yeni sergisinde kentsel deneyim, kentlerdeki kimi mekanlar ve bu mekanların içlerinde barındırdığı insan ve nesnelerin ilişkisi üzerinden çeşitli tasvirler oluşturuyor. Kamhi, çalışma pratiğinin önemli bir parçası olan, bir mekanın veya deneyimin fotoğraflarının tuvale aktarılması sürecini bu sergisinde de sürdürüyor.

‘Tasvirleri Atlıyorum’, modern şehirin içinde hala yer almayı sürdüren mekanları bir anlamda tasvir etmektedir. Kamhi bu sergide yer alan çalışmalarında tıpkı bir romanın manzarası içindeymiş gibi dükkanları, sahiplerini ve pekçok nesneyi (saatleri, şapkaları, eski makineleri, vs.) görmeye ve yeniden sunmaya odaklanıyor.

Tarihin değiştirici gücü karşısında, kent içerisinde bir mahalleyi mahalle, İstanbul’u İstanbul yaptığını düşündüğümüz, varlığını bir şekilde sürdürmeye devam eden alanlar Pierre Nora’nın tanımlamış olduğu gibi hafızanın olmadığı düşüncesinden, koruma dürtüsüyle doğarlar. İşte uzun süreden beri varlığını sürdürebilmiş bu meslek gruplarına ait dükkanların ve içinde yaşayan insanların hafızasına işaret etmeye önem veren sanatçı, bu yolla varoluşlarının hergün daha da gözardı edildiği meslekler ve onları var eden mekanların tasvirleri ile aslında belirli bir dönemin görsel kayıtlarını da tutuyor. Ne var ki, sanatçının temsil ettiği, üretmiş olduğu, sorguladığı hafıza, gerçeklere dayandığı gibi aynı zamanda ucu açık ve kişisel bir bakışın da ürünüdür.

Rita Ender’in Agos Gazetesi için yapmış olduğu söyleşilerin de içinde yer alacağı serge 27 Eylül – 24 Ekim tarihleri arasında Pg Art Gallery’de görülebilir.

Pg Art Gallery
Boğazkesen Cd. No:76/B
Tophane İstanbul
+90212 252 80 00

Sevgili NDS' liler,
Uzun bir aradan sonra sizlerle tekrar buluşup hoş sohbetlerimizle yeni yerler keşfedebilmek ve sonbaharın bu güzel renkleriyle doğada unutulmaz bir gün geçirebilmek için gezimizi, İstanbul' un merkezinden biraz uzağa taşıdık.
6 Ekim Cumartesi sabahı Avrupa ve Anadolu yakasından rahatlıkla bineceğimiz aracımızla, Şile yolu üzerinde bulunan ve özel izin alınarak gezeceğimiz "İnan Kıraç Çiftligi' ne"  ve öğlen yemeğimiz için, yine aynı güzergah üzerinde yer alan "Lavanda Boutique Hotel ve Restaurant" 'da gideceğiz. Gerek sıcak ve renkli ortamıyla gerek müşterilerine karşı gösterdikleri yakın ilgiyle, bu oteli beğeneceğinizi umuyoruz.
Bu günün sonunda, malesef doğadan kopup, hep beraber tekrar aracımıza binip İstanbul merkezin yolunu tutacağız.
En kısa sürede sizlerle buluşabilmek dileğiyle,
Saygilarimla,

Lena Yeniyorgan
 
Tarih: 6 Ekim Cumartesi
Yer: İnan Kıraç Çiftliği ve Lavanda Boutique Hotel
Saat: 09:30
Ulaşım: Otobüs
Bilgi: Nuriye Doğan, Lena Yeniyorgan
Tel: 0533 765 50 54

Cumartesi, 03 Kasım 2012 00:00

YENİ SEZONUN İLK TİYATRO ETKİNLİĞİ

Yaz tatilinin ardından yeni sezonun ilk tiyatro etkinliğini 3 Kasım Cumartesi akşamı Profilo Kültür Merkezi' nde "İsim, Sehir, Hayvan" Adli  kabare ile gerçekleştirdik.

Gencay Gürün yönetimindeki Tiyatro İstanbul, son yilların en çok konuşulan köşe yazarlarının başında gelen gazeteci Yılmaz Özdil' in köşe yazilarını topladığı ilk kitabı olan "İsim, Şehir, Hayvan" ı tiyatro oyunu haline getirdi.

Yönetmenliğini usta tiyatrocu Metin Serezli' nin, oyun yazarlığını Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı' nın yaptığı oyun; dünyada ilk kez günlük köşe yazılarının kabare haline getirilmesi gibi zor bir işin  gerçekleşmesi.

Ülkemizdeki çarpıklıkların  komik ve eğlendirici bir dille ama sert olmadan mesaj verilerek anlatıldığı bu oyunu büyük bir zevkle izledik.